M. MAŞUK USLU uslumasuki@hotmail.com

OKUMAYA DAİR

31 Ocak 2015 Cumartesi 16:58

Çoğumuzun evinde, özellikle vitrinlerin görünür raflarını süsleyen sırtı yaldızlı kallavi ciltli kitaplar var. Genelde okunmayan sadece sırtlarının görüntüsüyle evimizde yer kaplayan bu kitaplar, aslında gündelik hayatımıza pek iştirak etmeyen birer süs olmaktan öteye geçmiyorlar.

Kuşkusuz okuma yazma; en doğruyu bulma, en iyisine ulaşma amacına hizmet eder. Ancak, en doğruyu bulmak için okuma yazma tek başına yeterli değildir.

Ayrıca okuma alışkanlığı, kendi geleceğini kurmak isteyenlere büyük kolaylıklar sağladığı da bilinen bir gerçektir.

Bunun akla gelen ilk faydası; kişiyi şaşırtıcı sürprizlere açık hale getirir.

Bir diğer faydası: Eleştirme kabiliyetimizi geliştirir, yani bir bakıma her fikri en azından teorik olarak yanlışlayabilir ya da doğrulanabilir yönüyle görmemizi sağlar. Bir başka faydası da; kitap ikliminde yaşamak bir maceradır, her macera gibi hem zevkli hem de tehlikelerle doludur, onun zevki yeni şeyleri keşfetmenin peşindeki insanın heyecanıdır. Tehlikesiyse yeteri birikime sahip olmadan zihnimizi bunaltan kafamızı karıştıran kitapların oluşturduğu tehlikedir.

Kitaplarla sürekli diyalog içinde olmak bir bakıma yeni gelişmelere hazır bir insanın yolculuğuna benzetilebilir. Doğaldır ki böyle bir seyahate ihtiyaç duymayanlara kitap okuma, cefa ve eziyet verebilir. Bunu aşmanın yolu akıcı kitaplardan başlayarak okuma zevkimizi geliştirebiliriz.

Şunu da belirtmek gerekir ki; kitap okuma herkes için gerekli değildir, bu tür insanları ayıplamak da doğru değildir. Zira her okuyan bilge olmamıştır ancak her bilge de okuyanlardan çıkmıştır.

Toplum olarak okuma alışkanlığımızı yükseltmek için çocuklarımızı okul döneminde kitaplarla barışık hale getirmeliyiz. Bu konuda da öğretmen ve velilere büyük görev düşüyor ama maalesef biz öğretmenler ve velilerin bu konudaki karnesi pek iç açıcı değildir.

Toplum olarak tatillerde okuma alışkanlığımız maalesef yok. Bir yerden başka bir yere seyahat ederken yanımızda okunacak bir şeyler taşıma alışkanlığımız da yok. Bunu aşmanın yolu, kitap ikliminde yaşamak onun dünyasıyla barışık olmaktan geçer.

Kitap ikliminden kastım, elbette kitaplarla dolu bir oda veya evde yaşamak değildir. Kitapların barındırdığı ve bizi iyiye - doğruya götürecek faydalı bilgilerin kullanıldığı bir hayat tarzıdır.

Unutulmamalıdır ki kitaplar, bütün insanlığın tecrübesinin biriktirildiği ve kayda geçirildiği birer hazinedir aslında… Dolayısıyla kitaplarla, okumayla barışık olmak; aslında insanlığın ortak birikimiyle de barışık olmak demektir.

Kitap okuma alışkanlığı olanlarda da dikkat çeken bir husus göze çarpmaktadır. O da şudur: Okuyacağımız bir kitapta, dergide vs. her türlü eserde önemli bulduğumuz yerleri not edeceğimiz bir defterimizin bulunması çok önemli bir husustur. Aldığımız bu not gün gelir sayfalar dolu yazı yazmamıza ilham kaynağı olabilir.

Zira bir okuyucunun evlatlarına bırakacağı en anlamlı miras, önemli notları içeren bir defterdir diye düşünüyorum.

Sonuç olarak, kitaplarla toplum olarak barıştığımız gün daha estetik zevke sahip, daha ince ruhlu, daha kapsamlı düşünme yetisine kavuşmuşuz demektir. Bu da farklılıklarımızı düşmanlık değil, zenginlik olarak görmeyi doğrudan tetikleyecektir. Daha aydın, daha hoşgörülü, daha şeffaf empati kurabilen insan profili de okumaktan geçer.
 

SON EKLENENLER